24 Eylül 2008 Çarşamba

2+1



NBA'de uzun zamandır göremediğimiz 3 adet oyun kurucu: Stephon Marbury, Steve Francis ve Shaun Livingston...

Üçünün ortak noktaları bu işte. Tabii bir ortak noktaları daha var ki o da bu sezon üçünün de kaderinin değişecek olması. Ama hikayeler biraz değişik...

Stephon Marbury

Bu üçlünün belki de en yeteneklisi... Nash ve Kidd ile beraber ligde hala aktif olan en yetenekli oyun kurucu(yaş bakımından Paul-Deron ikilisidir, ama Nash-Kidd ikilisinin geçmişini görmezden gelemeyiz, en azından şimdilik). Benim kanaatim bu. Herkes onun Nets döneminde neler yaptığını, potansiyelinin ne kadar yüksek olduğunu hatırlamalı. Ama şimdi onun yerinde Chris Paul var. Ama zannetmeyin ki ilk 3'ten düşüp 4'üncülüğe veya 5'inciliğe düştü, dibe vurdu adeta. Bunun tek nedeni vardır, o da rehavet. Kendisinin Brooklyn'de yetistiğini hatırlamakta fayda var. Klasik African-American psikolojisi, kariyerin önüne parayı yerleştirmek. Oldu da, kendisine senede 20 milyon dolar kazandaracak bir sözleşme imzaladı. Bu ona ömrü boyunca yeterdi, oynamasına ne gerek vardı ki... Ama işte, tarihin en iyi guard'larından biri olma fırsatı, materyalist düşünceyle beraber elinden kayıp gitti Starbury'nin. Knicks-Isiah ikilisinin de büyük etkisi var tabii bu düşüşte.

Şimdi kendisi hakkında birtakım haberler çıkmış, Knicks'ın 20 milyon dolarlık kontratını satın alacağı söyleniyor. Sene sonuna kadar kendisinden faydalansalar da, şimdi takımdan atsalar da aynı hesaba çıkacak, 20 milyon dolar... Aslında bu herşeyi açıklıyor, yarar sağlamayacak bir adam olarak bakıyor kendisine Knicks teknik yönetimi. Kaldı ki D'Antoni sistemine de uyum sağlayabilecek tarzda bir oyun kurucu olmasına rağmen. Neyse, haftaya sileceklermiş büyük ihtimalle, gider veteran minimumuna bir yere imza atar. RealGM Miami Heat'in ilgilendiğini söylemiş, olabilir, denize sahile açılır. Marbury Marbury'dir, potansiyel gitmiştir ama bir Smush Parker değildir. Yine de beklentileri minimal düzeyde tutmakta fayda var. Şampiyonluksa amaç, hiç beklemesinler öyle bir efor kendisinden.

Steve Francis

O da çok yetenekliydi... Öyle ki Houston'da Go-to-Guy olmuştu Ming'le beraber. Ama biraz overrated olduğunu düşünürdüm o sıralar. Ming tarzlı adamlara alışık değildi NBA o sıralarda, Francis de gerek atletizmiyle gerekse hızıyla çok iyi değerlendiriyordu bu açıkları. Ama hiçbir zaman elit bir oyun kurucu olduğunu göremedik. Şut atarken rastlamadık. Savunmada takımını 4 kişi bırakanlardandı. Starbury gibi Knicks'ten yolu geçti, harika kontratıyla beraber. Sonları da aynı oldu, çöküş.

Houston'a döndü geçen sene. Dönmeden önce bizim Lakers'la da adı çıkmıştı kendisinin. Açıkçası ben gelmesini istemiştim, eski Francis olacağına inanmıştım, bizi hep yutturmuşlardı sakatlık bahanesiyle. Meğer asıl sakatlık kafasındaymış, adam olamayacağını Houston'a dönünce anladık, kötü oynamak istesen bu kadar kötü oynayamazsın. Kendi potasına basket filan atacaktı herhalde oynamaya devam etseydi. Etmedi. Şimdi 'Hazır olmaya çalışıyorum, 1 ay sonra beni görün!' filan demiş. Hep aynı demeçler... Geçiniz!

Shaun Livingston

Açıkçası sevdiğim adamlardan biriydi kendisi. Uçan kaçan, smaç basan bir oyun kurucu. Bunun yanı sıra pas yetisi ve ilginç bir fiziğe sahip olan bir oyun kurucu... Boyu öyle uzundu ki, 3 numaraya koysanız sırıtmazdı. Ancak vücudu için aynı şeyleri söyleyemezdik. Lebron'un 3'te 1'i desek abartmış olmayız herhalde. Bacakları kolumdan ince olan(bkz. Foto 2) bir heriften ne beklenir ki? 1 numarada avantaj mıdır boy? Magic'i gören gözler avantaj olduğunu bilirler ancak Magic'i 5'e koydular, sırıtmadı - bu herif 1 numara oynamak için bile yeterli çevikliğe sahip değildi ki! Her zaman bu özelliği önplana çıktı, çıkmalıydı da. Videolarını seyrederseniz anlarsınız, her smaç basışında yürekleri ağza getirecek bir inişi vardır kendisinin, burkuldu burkulacak diz veya bilek. Sonunda burkuldu, hem de ikisi aynı anda (bkz. yine Foto 2) feci bir şekilde.

Döneceğini kimse tahmin bile etmiyordu. İlk hedef yürümekti, herşeyi açıklıyordu bu da. Dizindeki ve bileğindeki bağların neredeyse hepsinin koptuğu söylendi. NBA tarihinde, maç sırasında yaşanmış en ciddi sakatlıklardan biridir kesinlikle. Bağlar geri gelmez, ameliyatla düzeltilmeye çalışılır ama kıyma olmuştur artık onlar. Adeleler güçlendirilerek yola devam edilir ama eski performansa da kavuşulmaz sonunda. Yaklaşık 1.5 yıldır basketbol topunu eline almamış bir adamdan bahsediyoruz bu arada. Neyse, döneceğini, hazır olduğunu söyledi o da.

Birçok takım ilgileniyor kendisiyle, hem de öyle minimum kontratların değil 3-4 milyon dolarlık kontratların bahsi geçiyor an itibariyle. Değer mi? Bence hayır... Eskiden olsa tamam, açık ara ligdeki her takımın ilk 5'ine veya bench'ine isteyeceği bir adamdı ama şimdi devir değişti, eski haline dönemeyeceğini düşünüyorum. Takımların tekliflerine bakıyorum da, benden daha umutlu yaklaştıkları kesin. Ama kaç tane oyuncu var şu tarz ciddi bir sakatlıktan dönen, söyler misiniz bana?

Son Söz: Üçü de her takımın isteyeceği nitelikte oyun kuruculardı. İki tanesi mental açıdan, öbürü ise fiziksel açıdan kaybetti. Şimdi hepsi, aynı anda oyuna geri dönüyorlar. Hikayeleri farklı ancak sonları aynı. Bana kalırsa, onları 'eskiden iyiydi' olarak hatırlamaya devam ederiz.

1 yorum:

bombacı mülayim dedi ki...

yanarım yanarım shaun'un düştüğü duruma yanarım, diğer iki karaktersize sok sopayı gitsin.