27 Ağustos 2009 Perşembe

Leş gibi kokuyor, acayip lezzetli...

Kopanisti Peyniri

Geçen gittim teyzemlere, kuzeni alıp dolaşacaktım biraz. Kapıyı çaldım, teyzemi öptüm "geliyo mu Uğur?" dedim, teyzem "geç içeri biraz" dedi, geçtim. Oturdum, eniştemle falan da muhabbet ettik. Ailenin lisanslı yiyicisi olduğum için, eniştem bana "bak sana bir şey tattırcam, bakalım beğenecek misin?" teklifinde bulundu. Şöyle bir tasta krem peynirinin buruşuğu kıvamında diyebileceğim bir peynir getirdi, bir de çay kaşığı, "bak bakalım tadına, özel peynir bu, teyzen yaptı" dedi. Çay kaşığının ucuyla almaya yöneldim ki, burnumda dayanılması güç bir koku. Öyle böyle değil ama. Yani bozulalı yıllar olmuş bir peynirle, lağım kokusunu karıştırmışsın gibi, tarif edilemez ağırlıkta, berbat bir koku.

- Bu ne be, bana bozuk peynir mi yediriyonuz?
+ (Gülerek) Yok onun özelliği bu, bir tadına bak.
- Yok enişte bunun tadına bakılmaz ya, offf...
+ Oğlum ölmezsin ya, minik bir parça al.

Diyalogundan sonra, birkaç ısrarın ardından almayı düşündüğüm miktarın çeyreğinin çeyreği kadar, mini minnacık bir parça alıp ağzıma götürdüm. O minnacık parçada bile ağzımda öyle keskin ve hafif acımsı bir tat bıraktı ki, "bu ne be?" gibi anlamsız bir tepkiden sonra bir parça daha aldım, bu kez çeyrek çay kaşığı kadar. Böyle çok keskin baharatlı, özel bir peynir gibi ama hafiften itici bir acılığı da var. İnanılmaz olumlu yönde bir farklılık hissettiriyor, ama 3. kaşığı da aldıktan sonra, tattaki keskinlik genizde bir yanmaya dönüştü ve yemek zorlaştı. Neyse uzatmayım, olayı bağlayayım.

Yediğim şey özel Kopanisti peyniriymiş. Bazı kesimlerde genelde Acı Peynir olarak da bilinirmiş. Ama o kadar ağır bir kokusu ve keskin bir lezzeti var ki, hem kokuyu hem keskinliği azaltmak için beyaz peynir ve zeytinyağı ile karıştırmak gerekiyormuş. Eniştem bir tabak daha getirdi, işte o seyreltilmiş haliydi. Ekmeğe sürdü ve elime tutuşturdu. Yemeye başladım. Şu ana kadar hiç alamadığım, acayip bir lezzet. Bizim krem peynir kıvamında ama çok daha bambaşka bir tat. Buna rağmen, seyreltilmiş olanın kıvamını iyi ayarlayamadığını söyledi eniştem, doğru karışımı yakalayınca lezzetine doyum olmadığını da ekledi. Peyniri teyzemin yapmadığı garanti de, eniştem köy hayatından gelen bir adam, heralde köyden falan getirtmiş dedim, ki yanılmışım. Rum peyniriymiş bu, Ege'nin kırsal kesimleri başta olmak üzere özellikle Çeşme Alaçatı'da üretiliyormuş. Keçi sütünden yapılıyormuş, lor peyniri kıvamında 1 aydan fazla süreyle her gün yoğuruluyormuş. Acılığı da böyle doğuyormuş. Bu yüzden seri üretimi yok, sadece evlerde yapılıyormuş. Doğma büyüme İzmirli olarak ilk kez deniyor, hatta duyuyor olmam da beni hiç şaşırtmadı, nitekim eminim etrafımdaki çoğu insanın da haberi yok bu lezzetten. Enişteme de Alaçatı'dan, bir tanıdıktan gelmiş.. Eniştem de bende reaksiyonlarını denedi. Gerçekten inanılmaz bir lezzet.

Eğer olur da bir gün rastgelirseniz şans eseri, sakın kokusundan dolayı uzak durmayın. Bu lezzetin tadına bakmadan göçüp gitmeyin bu diyarlardan...

1 yorum:

Kaan Özaydın dedi ki...

acayip ilgimi çekti şimdi. bende. daha önce kokusu kötü bir şey yedim mi hatırlamıyorum. resimdeki görünyü permasanı andırıyor.

çok marjinal bir şey olduğu için normal beyazdan çok daha pahalıdır heralde.