25 Mart 2017 Cumartesi

Le plus chaud

23 Mart 2017 Perşembe

Sanat be kardeşim!

IMDb: 7,3 / ÇYDb: 8,0

Bir süredir gelse de gitsem dediğim filmlerden biriydi Neruda. Pek bileni yoktur, zaten Cinemaximum'larda falan girmedi vizyona. İzmir Özel Karaca Sineması'nda gittim izlemeye. Ki İzmirli herkes biliyordur ama oradaki filmleri yakın takipte olmanızı şiddetle tavsiye ederim. Neredeyse sıfır ticari kaygı, tamamen sanatsal ve ödüllü filmlere yer veriyorlar. Mükemmel bir sinema. Aynı şeyleri daha önce de söylemiştim, bir kez daha tekrar etmiş olayım.

Neruda kısaca; 40'lı yılların meşhur komunist şairi Pablo Neruda'nın, ülkesi Şili'de hain ilan edilmesi ve bir polis dedektifinin takıntıya dönüşen Neruda'yı yakalama isteğini konu alan biyografik bir film. Ama bu durum, kovalamaca ve Neruda'nın yaşantısı o kadar şairane bir dille anlatılıyor ki, türü sevenlerin tadını damağında bırakacak cinsten. Ben öyle sanatsal film aşığı bir adam falan değilim. Filme de sanat filmi demek abartı olur zaten. Anlatım sanatsal sadece. Ama ağır değil. Hatta sarkastik sahnelerle bolca tebessüm ettiriyor. Dahi zekasına sahip olan Neruda'nın bu kaçış sırasında aynı zamanda kötü özelliklerini de sıkça görürken, bütün film boyunca bir iç sesin filmi bize anlatışına da şahit oluyoruz. Bunun dışında herhangi bir biyografiye oranla sanatsal anlatımın dışında da farklılıklar gösteriyor. Örneğin ara ara seyircinin gerçeklik ve zaman algısıyla oynamayı tercih etmiş yönetmen. Biyografilerde hiç karşılaştığımız bir şey değil ama filmin şairane anlatımına ayrı bir hava katıyor kesinlikle.

Tümünün toplamında ve harika oyunculuklarla birlikte çok lezzetli bir film çıkıyor karşımıza. Özellikle yönetmen hakikaten şov yapmış. Anlatıma korkunç varyasyonlar katmış. Film boyunca hayranlıkla izledim icraatlerini. Herkese değil ama yavaş ilerleyen, özel film izlemeyi sevenlere şiddetle tavsiye ediyorum. 

22 Mart 2017 Çarşamba

Thrill

21 Mart 2017 Salı

Cinayet değil, suikast

IMDb: 7,2 / ÇYDb: 8,0

Beklediğim ama İzmir'de vizyona girmediği için izleyemediğim filmlerden biriydi Anthropoid. Bilgisayara indireli de epey olmuştu ama yeni izleme fırsatım oldu. 2. Dünya Savaşı zamanında Hitler'in iki numaralı adamına Çekler tarafından yapılması planlanan suikast girişimini anlatıyor. Çok beğendim filmi. Muazzam bir tarih/savaş anlatımı olmuş. Abartılı savaş sahneleri olmadan, WWII dönemine dair inanılmaz gerçekçi ve etkileyici bir film yapmışlar. Baştan sona çok güzel buldum.

Bu tarz filmlerde genelde suikastçilerin kusursuz eğitilmiş birer kahraman gibi çıkıp çat çat işi bitirecekleri izlenimi yaratılır ve genelde öyle de olur. Bu film bu anlamda gerçekçiliğe çok önemli katkılarda bulunuyor. Suikastçilerin sürekli tereddütte olmaları, birinin sürekli elinin ayağının titremesi, tüm ekibin ciddi anlamda korkuyor olması.. Hepsi anlatım ve oyunculuk olarak kusursuz yansıtılıyor. Ardından gelen suikast girişimi ve sonrasında yaşananlarla da film hız kazanıp izleyiciyi tamamen esiri haline getiriyor. Özellikle filmin ikinci saati çok epik sahneler barındırmakta.

Genelde IMDb'deki puanlarla benim verdiğim puanlar üç aşağı beş yukarı birbirine yakın olurlar. Orada puan 7,2'de kalmış. Oy verenler götümü yesin. Bir sürü çer çöp filmin 7+ aldığı bir ortamda bu filme 7,2 gerçekten çok düşük kalmış bence.

" Cinayet değil, suikast. Cinayet demek O'nun yaşamaya değer bir hayata sahip olduğu anlamına gelir."

20 Mart 2017 Pazartesi

Turtleneck

16 Mart 2017 Perşembe

Alemin kralları geliy-- Ama Netflix'e!


Quentin Tarantino'dan sonra gelmiş geçmiş en sevdiğim ikinci yönetmen olan Martin Scorcese'nin yeni filmi The Irishman'in 2018'de çıkacağı açıklanalı epey oldu. Beni aşırı derecede heyecanlandıran bu filmin sinemada vizyona girmeyip sadece Netflix'te yayınlanacak olması çok büyük hayal kırıklığı. En sonunda bana da aldıracaklar Neflix üyeliği. Gerçi taahhüt olmadığı için film çıktığında 1 aylığına alabilirim. Ama be kardeşim, yahu bir filmi sinema perdesinden mahkum etmek ne demek? Sen yapma bari Scorcese Reyis.. 

Filmde beni en çok heyecanlandıran ise ne yönetmen Scorsese, ne Robert de Niro, ne de Al Pacino.. Kesinlikle Joe Pesci. O'nun ismini görünce inanılmaz heyecanlandım. Goodfellas ve Casino filmlerinde tarihin gördüğü en etkileyici yardımcı oyuncu rollerini oynayan (bence) Pesci, çerez filmleri saymazsak son 20 yıldır neredeyse hiç bir yapımda adam akıllı rol almadı. Bunun sebebiyle ilgili ufak tefek araştırmalar yaptım, net bir bilgi yok. Yatırım işleriyle uğraştığı falan söyleniyor. Meşhur Home Alone ikilemesinde ve Raging Bull'da da oynayan ama özellikle bahsettiğim iki filmde oynadığı mafya rolünü adeta yaşayan ve yaşatan performanslarıyla ağzımın sularının akmasına sebep olmuştu. Zaten Goodfellas'ta oynadığı rolle malum ödülü kapmıştı Akademi'den. 

Velhasıl kelam, keşke sinemada izleyebilseydik The Irishman'i ama artık yapacak bir şey yok. Olan olmuş, koskoca Scorsese bile populizm ve paranın esiri olmuş. Bize de film çıkınca bir şekilde izlemek düşer.

14 Mart 2017 Salı

B-Major

9 Mart 2017 Perşembe

Peccant beauty

8 Mart 2017 Çarşamba

Ortam şampiyonlar ligi


Daha önce Tom Hanks ile Steven Spielberg'ün birlikte çalıştığı bir kaç film gördük. Saving Private Ryan, Catch Me If You Can ve son olarak da Bridge of Spies, Tom Hanks'in baş rolünü oynayıp, Spielberg'ün yönettiği ve tamamı harika filmlerdi. İkisi ayrı ayrı yapımlarda da hiç kaçırmadığım, ayrı ayrı hastası olduğum ustalar. Bir de aynı filmde olduklarında ekstra mutlu oluyorum. Ama gelen haberler daha da iyi. 

Çekimlerine çok yakında başlanacak olan The Post filminde Steven Spielberg ve Tom Hanks tekrar buluşuyorlar. Üstelik Meryl Streep de bu kez kadroda, hem de baş rol. Tam 20 Oscar adaylığı bulunan yaşayan efsane, diğer iki yaşayan efsaneyle aynı filmde buluşacak. Şimdiden ağzımın suları akmaya başladı. Bu Meryl Streep ve Tom Hanks'in birlikte rol alacağı ilk film olacak. Ölmeden gözlerimiz bunu da göreceği için çok şanslıyız.

7 Mart 2017 Salı

City of Stars


La La Land orkestrası 26 Mayıs'tan itibaren dünya çapında konserlere başlıyormuş. 100 yerel müzisyenden oluşan ekibin turne programında Türkiye'nin de olduğu açıklanmış. İlk konserin 26-27 Mayıs'ta Los Angeles'ta olacağı kesin ancak onun dışındaki ülkelerin tarih ve yerleri henüz belirsiz. Konser İstanbul'da olacağı için muhtemelen gidemem ama yakınımda olsaydı asla kaçırmazdım.

Açıkçası son zamanlarda izlediğim en iyi müzikleri barındıran filmdi hakikaten. Özellikle City Of Stars ve Epilogue gerçekten birer başyapıt. Hala ikisini açar dinlerim ara ara.

5 Mart 2017 Pazar

Awards


" Awards are like hemorrhoids. Sooner or later every asshole gets one. Swimming Pool (2003)

4 Mart 2017 Cumartesi

Oyunculuk derya deniz

IMDb: 7,4 / ÇYDb: 7,5

Türkiye'de vizyona girmeyen Fences'ı da nihayet Hz. Torrent vasıtasıyla izleyebildim dün akşam. Ağır ilerleyen, net bir dram filmi Fences. Çok daha güzellerini, etkileyici olanlarını izledik elbette. Hem de defalarca. Ama vaad ettiği şeyler açısından beni tatmin etti. Filmin duygusu bana fazlasıyla geçti. Ama tabii filmden daha ziyade, hakikaten saatllerce oyunculuklar hakkında konuşmak gerek. Denzel Washington ve Viola Davis resmen şov yapmışlar. Hem filmi yöneten, hem de baştan sonra bütün izleyenlere oyunculuk dersi veren Denzel, film boyunca kendisine hayran bırakıyor. Viola Davis ise, en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülünü hakikaten uzak ara hak etmiş. Nefisti.

Filmin ilk 1 saati özellikle fazlaca durağan ve biraz amaçsız gibi duruyor.  Sonradan işin dram kısmı sahneye çıkmaya başlıyor ve hızlanıyoruz. Uzun diyaloglar, diyalogların içinde etkileyici hikayeler, güzel mesajlar barındırıyor.. Mükemmel bir film değil elbette ama baştan sonra kendini izlettiren, farklı lezzeti olan bir film. Fences'ın nasıl bir film olduğunu izlemeden önce az çok biliyorsanız (benim gibi) tatmin olmama ihtimaliniz yok.

3 Mart 2017 Cuma

Algıda detaycılık

IMDb: 7,7 / ÇYDb: 8,0

Cinemaximum hazretlerinin gösterime sokma zahmetinde bulunmadığı, İzmir'de sadece tek bir özel sinemada (Karaca) vizyona giren Paterson'ı izleyebildim dün akşam. Bir çok kişinin ağır, sıkıcı, hatta anlamsız bulabileceği ama bence son derece özel bir film olmuş. Fazlasıyla sade, sakin ve bir o kadar da çarpıcı bir anlatım. Yalnızca filmde cereyan eden şeylere, ne olacağına odaklanmak yanlış. Filmdeki detaylar algıya dokunuyor sık sık.

Bazı filmleri iki kez izleme ihtiyacı duyabilirsiniz. Bu filmden sonra da öyle bir ihtiyaç hissettim. Çünkü film o kadar ince detaylar ve hoş tesadüflerle bezenmiş ki, bunların bir çoğunu ilk izleyişte fark etmeme rağmen, ikinci izleyişimde daha fazlasını yakalayacağımı tahmin ediyorum.

Kısacası, beğenmeyene, sıkılana da saygı duymak gerek, biraz bakış açısı filmi çünkü. Şiddetle tavsiye etmekten de çekiniyorum o yüzden. Son derece ağır ilerleyen, olay değil durum işleyen, iç okşayan ince detayların dantel gibi örüldüğü filmlerden hoşlananlar izleyebilir.

Şefim bizim bi Kill Bill Vol.3 vardı o ne oldu?

2 Mart 2017 Perşembe

Sinema katili ülke


Ben bu Recep İvedikçi ülkeden bıktım artık. Gerçekten inanılmaz. İlki sinema tarihinin gelmiş geçmiş en kült filmlerinden biri olan Trainspotting'in devam filmi güzel ülkemizde vizyona bile girmeyecekmiş. Hani Recep İvedik aynı anda 97 salonda oynarken Best Picture Oscar'ı alan Moonlight'ın İzmir'de sadece tek bir salonda oynatılması gibi gerzek şeylere alışmıştık ama hiç vizyona girmemesi gerçekten inanılmaz. 

Yeni öğrendim, yalnızca !f kapsamında bir günlüğüne, tek seanslığına girecekmiş ve onun da zaten biletleri çoktan tükenmiş. Neyse nasılsa Recep İvedik 9 her yerde oynuyor.. Gider osurmasına, tokat atmasına güler gelirsiniz.